Necla DEMİR, Mersin’de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Mersin’de tamamladı. 2013 yılında Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünü kazandı. 2017 yılında fakülte ikincisi olarak mezun oldu. Aldığı bir yıllık formasyon eğitimini başarıyla bitirdi. Aynı yıl girdiği yüksek lisans sınavında Mersin Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde master yapmaya hak kazandı. Halen Mersin Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde master yapmaktadır. Stajını İstanbul’da 2015 yılında İrfan Önürmen Sanat Atölyesi’nde yaptı.
Sanat Tarihi Master ders döneminde Batı Sanatı, Bani Sanatkâr İlişkisi, Terminoloji, Selçuklu Dönemi Yapıları, Çini Sanatı, Türk Süsleme Sanatı, Anadolu Selçuklu Mimari Süslemesi gibi içeriklerin yer aldığı dersleri almıştır.
Türkiye’de hiç çalışılmamış olan “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Geçiş Dönemi’nde Öncü Kadın Heykeltıraşlar” tez konusu olup üzerinde çalışmaktadır.

 

Katıldığı Sergiler

2014 “Karma Desen” Sergisi Mersin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Galerisi, Mersin
2014 “ Köprü Altı 2014” Serbest Malzeme Sergisi, Müftü Köprüsü Altı, Küratör; Juan Botella Lucas, Mersin
2015 Anxıous Borders “Kaygılı Sınırlar” Mickey Mouse Kreşi, Mersin
2015 “Duygusunu Geçmişten Alan Sevgi” Cumhuriyet Sergisi, Beylerbeyi Sarayı Sanat Galerisi, İstanbul
2015 “Onur ve Yüksek Onur” Karma Resim Sergisi, Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Sanat Galerisi, Mersin
2015 “Köprü Altı 2015 Serbest Malzeme” Sergisi, Müftü Köprüsü Altı, Küratör; Juan Botella Lucas, Mersin
2015 “SRBST’15 Serbest Malzeme ve Enstalasyon” Sergisi, İnşaat Alanı, Küratör; Juan Botella Lucas, Mersin
2016 Veli Mert Atölyesi “Bellek Sorunsalı Üzerine Üretimler” Sergisi, Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sergi Salonu, Mersi2016 “SRBST’16 Serbest Malzeme ve Enstalasyon” Sergisi, Mersin Üniversitesi Çiftlik Köyü Kampüsü, Küratör; Juan Botella Lucas, Mersin
2016 “Onur ve Yüksek Onur” Karma Resim Sergisi, Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Sanat Galerisi, Mersin
2016 “Cumhuriyet Sergisi” Mersin Büyük Şehir Belediyesi Kongre Merkezi
2016 “Özgün Baskı” Resim Sergisi, Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Sanat Galerisi, Mersin
2016 “Atatürk’ü Anma Ve Yaşatma” Sergisi, Adana Ressamlar Derneği, AÇS, Adana
2017 “Love to Death” Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Galerisi
2017 “8 Mart Dünya Kadınlar Günü Oto Portre Sergisi” Mersin Üniversitesi Plastik Sanatlar Topluluğu, Marina Sanat Galerisi, Mersin
2017 “Sergi “Özgür Tosun Atölye Sergisi” Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Galerisi,
2017 “Şeftali Çiçeği Düşü” Mersin Üniversitesi Plastik Sanatlar Topluluğu, Marina Sanat Galerisi
2019 “Çocuk İstismarına Dur De” Karma Sanat Sergisi, Cephe Art Galeri İstanbul.
2019 “VI. Uluslararası Dünya Kenti Mersin Sergisi”
2020 Contemporary Art Uluslararası Online Sergi “Sanat Sınırları Sevmez”
2020 Dünyada İlk Olan Uluslararası Engravist Sanal Baskıresim Bienali

Sanatçı Manifestosu

Dünyada kadına uygulanan şiddet sadece döverek, tekmeleyerek, bıçaklayarak ya da taciz ile gerçekleşmiyor. Tarih boyunca erkeğin kadın üzerindeki talepleri üreme ve güzellik ekseninde yoğunlaşmıştır. Dünyanın iki farklı noktasında güzellik adına kadın bedenine uygulanan şiddetin geleneksel, kültürel, modern, çağdaş uygulamaları (Uzak doğu kültüründeki geyşa eğitim süreci ve modern çağdaş toplumlardaki yüksek topuklu güzellik algısı) bu çalışmaların ikisinde ele alınmıştır. Uzakdoğu’da 10. yüzyılda başlayan bir geleneğe göre kız çocuklarının ayakları bandajla çok sıkı şekilde sarılıp (ya da gerekirse kırılıp) ayaklarının küçük olması sağlanıyordu. Bu o günlerde eş bulabilmenin tek yoluydu. 10. yüzyılda başlayan bu gelenek 1911’ de sona erdi. Kız çocukları daha 4 ile 7 yaş arasındayken ayaklarının küçük kalması için ilk önce ayakları sıcak suyun içerisine sokulduktan sonra uzun süren bir masajla yumuşatılıyordu. Yumuşatma işleminden sonra ayak uzun bir bandajla ömür boyu çıkarılmamak üzere sıkıca bandajlanıyordu. Bu işlem ayağın normal boyuta gelmesini engelliyor ve zamanla başparmak önde olmak üzere geri kalan dört parmak bükülerek ayağın altında kalıyordu. Böylece ayakucu sivri bir üçgen şeklini alıyordu. Bu yüzden kangren olan kız çocuklarının %10’u hayatını kaybediyordu.
Kadına her yaşta yapılan her türlü şiddete dur demenin en güzel yolunun eğitimden geçerek gerçekleştiği sanatla dolu yıllar