Cart

Cart

Ayla Barın BENER

Kişisel:

1961 Bandırma doğumlu

Eğitim:

2003 Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Bölümü mezunu

Lisans Programı:

Nüzhet Kutluğ – Resim atölyesi
Ramiz Aydın – Resim atölyesi
Basri Erdem – Baskı atölyesi

Sergiler:

2003 M.Ü Atatürk Eğitim Fakültesi Sergi Salonu- Karma Sergi/İstanbul
2003 Kaş Sanat Galerisi- Karma Sergi/İstanbul
2004 DYO Resim Yarışması-Karma Sergi /İstanbul
2004 Motif Triko- Daimi Sergi/İstanbul
2008 CKM (Caddebostan Kültür Merkezi) Kişisel Sergi/İstanbul
2009 Yurt ve Dünya Sanat Galerisi- Karma Sergi Moda/İstanbul
2010 20. Artist TÜYAP Sanat Fuarı- Karma Sergisi/İstanbul
2011 1. Akdeniz Sanat Günleri Fuarı Antalya Expo Center
2011 Yurt ve Dünya Sanat Galerisi Karma Sergi
2012 21. Artist TÜYAP Sanat Fuarı- Karma Sergi/İstanbul
2015 Yunus Emre Kültür Merkezi Çetin Emeç Salonu- Karma Sergi Ataköy/İstanbul
2020 La Visione Sanat Galerisi – Karma Sergi/İstanbul

Katıldığı Sergiler

Sergiler:

2003 M.Ü Atatürk Eğitim Fakültesi Sergi Salonu- Karma Sergi/İstanbul
2003 Kaş Sanat Galerisi- Karma Sergi/İstanbul
2004 DYO Resim Yarışması-Karma Sergi /İstanbul
2004 Motif Triko- Daimi Sergi/İstanbul
2008 CKM (Caddebostan Kültür Merkezi) Kişisel Sergi/İstanbul
2009 Yurt ve Dünya Sanat Galerisi- Karma Sergi Moda/İstanbul
2010 20. Artist TÜYAP Sanat Fuarı- Karma Sergisi/İstanbul
2011 1. Akdeniz Sanat Günleri Fuarı Antalya Expo Center
2011 Yurt ve Dünya Sanat Galerisi Karma Sergi
2012 21. Artist TÜYAP Sanat Fuarı- Karma Sergi/İstanbul
2015 Yunus Emre Kültür Merkezi Çetin Emeç Salonu- Karma Sergi Ataköy/İstanbul
2020 La Visione Sanat Galerisi – Karma Sergi/İstanbul

Sanatçı Manifestosu

Hakkımda

Denge, hareket, evren…

Resimlerimde denge ve hareket ögeleri arasında gerçeği arıyorum. Bu ögelerle yarattığım armoni de gerçeği arama çabamın bir sonucu. Bu içsel çaba sanıyorum tüm yaşamım boyunca devam edecek ve ufak kurgusal değişikliklerle resimlerime de yansıyacak…

Gözükmeyen gerçekliğin, ele gelmeyen varlığın arayışı beni fizik ötesi kurallara ve soyut düşünmeye itti. Bir anlamda gizli veya apaçık yaşamla tuval üzerinde bir hesaplaşma yaşıyorum. Yapıtlarımda görülenler de bu hesaplaşmanın bir ürünü…

Tuvale yansıyan kurgular aslında muhteşem evreninin bir benzeri. Evren, sanatçının karşısında tüm gerçekliği ile duruyor. Evreni biçiminden arındırarak formsuz varlıklarla tuvalde yapılan bu kurgular aslında öze yolculuktan başka bir şey değil.

Soyutu anlamak için şu sorulabilir:

“Neden görüleni değil de biçimler ötesi bir kompozisyon kurar sanatçı?”

Gördüğümüz nesneler kapalı bir form içindedir ve sınırları belirlidir. Oysa soyut sanatçı için nesnelerin özlerini anlayabilmek, kavrayabilmek ve beslendikleri öze ulaşmaya çalışmak önem taşır. Böylece tuval üzerinde görünen nesneleri kendi biçimlerinden uzaklaştırarak özgürlüğüne kavuşturur ve öze doğru yol almaya başlar. Sonuçta tinsel olanı resimler ve yorumlar. Bu yorumlama sırasında, tuvalde ortaya çıkanlar genellikle nesne dışı varlıklar ve simgeler olur.

Resmin dengesi de çok önemlidir. Çünkü evren bir denge teorisi üzerine kuruludur. Görme ve algılama sonucunda iç dünyada oluşan, dışarı çıkmak için dayanılmaz bir dürtü içinde olan iç tepki, geometrik formlar şeklinde tuvalde yeniden biçim alırken, yepyeni bir evren gözler önüne serilir. Dış dünyanın kaosunun inadına, estetik denge, coşkulu bir ritimle tuval üzerinde yerini alır.

Bu tasarlanmış evren, var olan evrenden çok daha farklı, çok daha özel… Bu evrenin bize vermeye çalıştığı mesajlar var. Büyük bir yokluğun ve sonsuzluğun, bir o kadar da varlığın ve tekliğin mesajı bu…