Cart

Cart

CAM… FORM RENK VE DİĞERLERİ ÜZERİNE

“….içinizde hissettiğiniz her şey sizi kendi kişiliğinize götürecektir”

Felekşan Onar ile yapıtları üzerine yaptığımız bir konuşma sırasında anneler günü için annesine aldığı ilk hediyenin bir müzayedede çıkan cam kase olduğunu söylemişti. Onun için bu şeffaf form, üstünde özel bir çekiciliği barındırıyordu.

Belki de bu yüzden Felekşan Onar, işletme eğitimi alıp iş hayatına atıldıktan sonra içinde hissettiklerinin peşine takılıp camlara şekil vermeye başladı.

Her yapıt yaratıcısından izler taşır, bu yüzden bir esere bakarken çoğu zaman onun ardındaki insanı görürsünüz. Her eserin bize farklı duygular yaşatması da içinde taşıdıkları enerji değil midir zaten?

Felekşan Onar malzemesini tanımlarken iki kavramın altını çiziyor: Şeffaf ve sağlam… Bu aynı zamanda onun kendine dair tanımlamalarından seçtiği iki kavram. Bu yüzden her yapıtı bir taraftan dışa açılıyor. İzleyicinin ardındakileri görmesine fırsat veriyor.

Bununla birlikte yapıtlar son geldikleri noktada yaratıcılarının ellerinden çıkıp kendi serüvenlerini yaşamaya başlıyor. Onlar uzun, zorlu, kurallı bir çalışmanın ardından rastlantıları, spontanlığı içlerinde barındırıyorlar.

Onar’ın yapıtlarında iki temel öge onların belirleyici yanını oluşturuyor: Form ve Renk…

Felekşan Onar’ın yapıtlarında form, ortaya çıkan ilk izlek. Onar her gün kullandığımız, bazen alışılmış olduklarının verdiği sıradanlık duygusuyla görmediğimiz nesneleri ele alarak onlara yeni biçimler veriyor. Yaşamımızda işlevsellikleriyle yer eden kullanım nesnelerinin formlarını bozarak, onları işlevselliklerinin dışına çıkararak yeniden şekillendiriyor.

Bu tavır aynı zamanda izleyiciye bir bakış önerisi sunuyor: Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Camdan tabaklar her an kaide üzerinde sergileyeceğiniz bir heykele, duvara asacağınız soyutlanmış bir kadırgaya dönüşebilir. Artık onlar kullanım nesneleri olmanın dışına çıkmış, yeni işlevlerinin ardı sıra gitmektedir.

Aynı zamanda kendi yapıtının izini süren Onar, bir sonraki aşamada giderek soyutlaşan bir yaratım anlayışıyla karşımıza çıkıyor. Onun kullanım eşyalarından çıkan formları dairelere, karelere, panolara dönüşüp yeni renklerle izleyiciyi karşılıyor. Rastlantıların da kullanıldığı bu yapıtlarda malzeme giderek çeşitleniyor ki bu, daha sonraki çalışmaların nereye varabileceğine dair verileri barındırıyor.

Felekşan Onar’ın yapıtlarına bir başka açıdan bütüncül bir tasarım olarak bakmak olası. Çünkü o, üç boyutlu çalışmalarını aynı zamanda dışsal verilerle birlikte yeniden düzenliyor. Formun oturacağı alanı, içine gireceği çerçeveyi, çerçevenin malzemesini seçiyor. Bunun dışında yaptığı kadırga çalışmalarıyla yapıt içinde yapıt fikrini kurgulayarak ortaya koyduğu yerleştirmelerle izleyiciye de çalışmanın içine girmesi ona yeniden biçim vermesi adına boş alan bırakıyor. Bu, bizim özellikle plastik sanatlar alanında çok da alışık olmadığımız bir tavrı beraberinde getiriyor.

Başka bir deyişle Onar, formu ilksel işlevinden koparıp ona yeni anlamlar yüklerken seyircinin yaratımın atölyeden çıktıktan sonra buluşacağı yeni aşamalarına müdahil olmasını, yapıtların bir kısmını yeniden dönüştürmesini öngörüyor.

Onar’ın bir çoğu pür haliyle sergilenen çalışmaları renklenmeye başlandığında ise net bir tavır sergiliyor. Bu aşamada ilk dikkati çeken renklerin olgunluğu ve plastik kurguda kompozisyonu tamamlayan renkler arasındaki denge ilişkisi. Onar, camın üzerinde yarattığı belli belirsiz dokuları renk kompozisyonlarıyla tamamlayarak yapıtlarının resimsel bir dile yaklaşmasını sağlıyor. Bu, malzemenin getirdiği saydamlık, pürüzsüzlük duygusuyla bir karşıtlığı ortaya çıkarırken yapıtın içindeki devinimi de beraberinde getiriyor.

Bu dinamik anlayış Onar’ın malzemeyi kullanışında, farklı malzemeleri bir araya getirişinde de ortaya çıkıyor. Camı farklı tasarımlarla yan yana kullanırken ona eklemlediği yeni materyallerle yapıtın içinde yukarıda sözünü ettiğimizden farklı bir karşıtlık ortaya koyuyor.

Felekşan Onar ilk aldığı cam kasenin ona fısıldadığı esinden tekstile uzanan tasarım ruhunu şimdi yeni yaratımlarda birleştirmeye hazırlanıyor. Yaşamını, içinde yaşattıklarını malzemeye aktarıp ifadenin başka kapılarını aralıyor.

Nilgün Yüksel 2004