Cart

Cart

AZDAN ÇOK

Geçtiğimiz yüzyılın başında sanat eğitiminde yeni bir dönemi başlatan Bauhaus’un ilkeleri arasında günlük yaşamı sanata dönüştürmek Doğu ile Batı’nın ruhunu yakalamak vardı. Hocaların birçoğu ruhun ve bedenin arınması üzerine de kafa yoruyor bu arada her şeyi üretimin malzemesine, nesnesine dönüştürüyorlardı.

Binaları geometrik motiflerle süsleyen Anadolu’nun eski ustalarının Şaman inancına dair göndermeler yaptıkları ya da inançlarından arta kalanları taşa gizledikleri düşünülür. Özellikle kullandıkları renkler, Şamanizm’de özel bir yeri olan hava, su, toprak gibi ilksel elementleri ifade eder ve aslında hem doğanın hem de yaratımın en pür halini ortaya koyar. Her ne kadar geometrik soyutlama anlağımızda farklı bir yer etmiş olsa da onların yaptıklarına bir tür dışavurum demek de olası.

Ne de olsa onlar, geçmişlerini, birikimlerini, özlemlerini ve yeterince ifade edemediklerini formlara ve renklere işlemişlerdir.

Doğu’nun sezgisel bilgisi ve Batı’nın ölçülü duyarlılığı Sabahat Çıkıntaş’ın beslendiği kaynakları işaret ediyor. Sanatı, soyut sanatın nesneyi yapıtın dışına iten arındırma mantığını Doğu’nun ruhsal arınmasıyla birleştiriyor.

Ki Doğu öğretilerinde arınma, aynı zamanda diyalektik bir gelişme yolculuğudur. Saf, sade, kendiliğindenliğe dönüşü simgeler. Bu zorlu ruhsal eğitim yaşamı da basitleştirmeyi beraberinde getirir.

Sabahat Çıkıntaş, yaşam-sanat döngüsünden yola çıkarak oluşturuyor yapıtını. Uzun soluklu yürüyüşünde bir yandan önüne çıkanları yapıtıyla birleştirirken diğer yandan yaşantıdaki pürleşmeyi tekrar yapıtına taşıyor.

Disipline edilmiş bir tinsel duyarlılığı ölçülü kompozisyonlarla yoğuruyor. Tek rengin varyasyonları, çağrışımları ile oluşturduğu son yapıtlarında açık-koyu dengesinin yanında yakaladığı derinlik duygusuyla monokrom yüzeylerde plastik dilin çoğaltımına ilişkin araştırmalara girişiyor.

Daha çok lirik soyutta görmeye alıştığımız rengin tinsel duyarlılığını geometrik soyuta taşırken algılarımız için yeni yollar öneriyor. Az elemanla çok şey söylerken önyargılarımızı da elimizden alıyor.

Başka bir deyişle Sabahat Çıkıntaş, geometrik soyuta biraz da tersten bakıyor.

 

Nilgün Yüksel